Kortizonlu kremler iltihabı hızla baskılar, ancak uzun süreli ve kontrolsüz kullanımda ciltte incelme, damar belirginleşmesi ve zamanla etkinlik kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle yüz, göz kapağı ve kıvrımlar gibi ince ciltli bölgelerde bu riskler artar. Bu nedenle birçok hasta ve hekim, mümkün olduğunda kortizonsuz seçeneklere yönelmeyi tercih eder.
İyi haber şu ki günümüzde kanıta dayalı, kortizonsuz birçok seçenek vardır. Kalsinörin inhibitörleri hassas bölgelerde güvenle kullanılır; PDE-4 inhibitörleri iltihabı hedefleyerek kaşıntı ve kızarıklığı azaltır. Seramidli nemlendiricilerle yapılan bariyer onarımı ise hem tedaviyi destekler hem de alevlenmelerin sıklığını düşürür ve idame döneminin temelini oluşturur.
Daha yaygın veya dirençli hastalıkta kortizonsuz sistemik seçenekler devreye girer. 311 nm NB-UVB fototerapisi gebelikte ve çocuklarda bile uygun bir seçenektir. Yetersiz kaldığında, tarama sonrası IL-17, IL-23 veya IL-4/13 hedefli biyolojikler ile izlemli sistemik ilaçlar düşünülür. Böylece kortizona bağımlı kalmadan da güçlü ve sürdürülebilir bir kontrol sağlanabilir.
Clinovia'da varsayılan yaklaşımımız kortizonsuzdur; kortizon yalnızca gerçekten gerektiğinde, kısa ve kontrollü kullanılır. Buna ek olarak D vitamini, çinko, demir, tiroit ve bağırsak bariyeri gibi sistemik etkenleri değerlendirir, tetikleyicileri azaltmaya çalışırız. Yanıtı PASI, EASI ve DLQI ile ölçer, planı beş dilde, her hastaya özel biçimde yürütürüz.

